Boncuklar, kumaşlar, teller, inciler, zincirler, kurdeleler, danteller, düğmeler... El becerisi adına her şey burada... Umarım okumaktan zevk alırsınız.
RSS

Cumartesi, Eylül 25

Yunanistan'a Varış...

Apex Tur'un düzenlediği "Vizesiz Dalmaçya Kıyıları" turunun ilk durağı Pire Limanı. Sabah 7'de vardığımız bu yerde sadece 3'e kadar zaman geçireceğimizi bildiğimizden dolayı gemiden ilk çıkanlardan olduk. Limanın büyüklüğü karşısında şaşırdık. Biz İstanbul'da 2 gemi aynı anda görünce sevinir durumdayken burasının büyüklüğü ve gemi sayısı şaşırtıcı.

Biz özel turlara katılmamaya daha gemiye binmeden önce karar vermiştik. Daha önce trenle Selanik ve Atina'ya gittiğimiz için zaten ne yapmamız gerektiğini biliyorduk. Pire Limanı ve çevresindeki popüler yerleri bile gezmiştik. Bilemediğimiz şey sadece metroya ne kadar uzak olduğumuzdu. Sorduk soruşturduk. Sağ olsunlar etraftakiler de çok yardım etti. Hatta Türkçe konuşana bile rastladık. Yürüme ile 20 dakikalık bir mesafede öğrendik. Burada bekleyen taksicilere binemiyorsunuz. Çünkü kısa mesafeye gitmiyorlar. Yapmanız gereken ana caddeye çıkıp orada binmek. Yunanistan'da taksi fiyatları da çok uygun. Binmeye çekinmenize gerek yok. Biz yine de yürüyerek gitmeye karar verdik. Etrafa baka baka gitmek daha zevkliydi.

Yukarıdaki fotoğrafın metro içinden olduğunu belirterek, metroya vardığınızda yapmanız gereken 3 euroluk günlük bir bilet almak. Gün içinde bununla bütün metrolara rahatça binebilirsiniz. Biz daha önce Atina'ya geldiğimizde Akropolis'e girememiştik. Ortodoks'ların en önemli bayramı Paskalya zamanı gidince müzeler, dükkkanlar ve devlet kurumları kapalı olabiliyormuş. Bu yüzden ilk hedefimiz Akropolis.

Burada bir metro haritası hemen edinmeniz lazım çünkü İstanbul metrosunu düşününce daha çok hat var. Ve Acropolis'e gitmek için hat değişikliği de yapmamız gerekiyor. Bir de tırmanma sorunu var. Ona göre rahat ayakkabı giymenizi öneririm. Giriş ücreti 12 euro. Yukarı doğru çıktıkça ilk önce tiyatro karşınıza çıkıyor. Daha sonra da Atina'nın dar sokaklı beyaz badanalı manzarası belirmeye başlıyor.


Daha da yukarı çıktıkça çok kalabalık bir bölgeye giriyoruz. Demokrasinin kurulduğu bir tepe burası. Şimdi ise dünyanın her yerinden gelmiş insanların gezdiği ve manzaranın tadına vardığı bir araya getiren Babil Kulesi.

Her çeşit insan mevcut. Japonlar, İtalyanlar, Amerikalılar...

Buradaki en önemli eserler Athena tapınağı, Erechteum ve Parthenon. M.Ö. 5 yüzyıldan beri ayakta kalmaya çalışan yapılar bunlar.

Sütun yerine kullanılan bu bakire kızlar buradaki en ilginç fotoları çekmemize yardımcı oldu. Kardeşimin de Pisa kulesini düzeltme çabası ile yarışır bir foto olduğunu düşünüyorum.

Evet gelelim en ünlü yapıya. Türkler'in önce cami sonra da cephanelik olarak kullandığı Antik Yunan'ın sembolü Parthenon.

Şimdi sırada alışveriş. Çok zaman yok ama size bizim daha önce yaptığımız için şimdi gerek duymadığımız etkinlikleri söyleyeceğim.
- Plaka sokaklarında dolaşmak. Daracık sokakları ve güzel evleri ile her bir aralıktan gözüken Akropol ile yürümek başka bir zevk. Burada yemek yemek, tavernaya gitmek diğer aktiviteler.
- Syntagma Meydanı: Atina'nın merkezi burası demek yanlış olmaz. Parlamento binası buradadır. O ünlü ponpon ayakkabılı asker değişimi Meçhul Asker Anıtı'nın önünde gerçekleşir.
- Monastiraki'de Akropol manzaralı kafelerde oturup öğlen frape, akşam bayık yiyin.
- Yine Monastiraki'de küçük tur trenine binin Akropolü her taraftan görmüş olun.
Evet alışveriş demiştim. Paskalya zamanı gittiğim zaman açık olmayan bit pazarına gitme fırsatı buldum. Buradan neler alabileceğinizi göstermek için de bol bol fotoğraf çektim.







0 comments:

Yorum Gönder