Boncuklar, kumaşlar, teller, inciler, zincirler, kurdeleler, danteller, düğmeler... El becerisi adına her şey burada... Umarım okumaktan zevk alırsınız.
RSS

Çarşamba, Kasım 17

Yeşillikler Arasında Bir Cennet: Kotor

Gemide en etkileyici manzarayı sunan bölgenin burası olduğunu söylemeliyim. Gittiğimiz her yerdeki şehirler aynı eskilikteydi ama çevresi burası kadar yeşil, burası kadar büyüleyici manzarası olan yoktu. Gemi o kadar ağır ağır ilerliyordu ki deniz çarşaf gibiydi ve her yer sütliman.

Artık Karadağ'dayız. Buranın para birimi euro. Neden euru'yu kullandıklarını anlamak imkansız. Bağımsızlıklarını yeni kazandıkları için kuna'dan kaçmaya çalışmışlar sanırım.

Surlar ile çevrili şehre giriş kapısının hemen yanında turizm bilgi yeri var. Buradan haritamızı alıp tam şehre girecektik ki ben tutturdum. Turdakiler Sveti Stefan ve Budva'ya gidiyor. Biz de gidelim diye. Ama vakit az. Sabahın da erken saatleri. Araba kiralamak için 10'a kadar beklemek gerekiyormuş. Ne yapalım diye sormaya devam ederken Sveti Stefan'da tadilat var. Şehrin içine sokmuyorlar. Ama Budva'ya otobüsler ile gidebilirsiniz dediler. Şehrin kapısından yukarı doğru 10 dk. boyuncu yürüdük.

Sonunda otobüs terminali gibi bir yere geldik. Trakya'daki kasaba terminallerinin aynısı. Biz yazıhaneye Budva demeye kalmadık. Adamın biri bizi çekerek bir otobüse bindirdi. Birbirimize şaşkın şaşkın baka baka yemyeşil yollar, upuzun tüneller boyunca ilerledik. Zaman geçtikçe endişelenmeye başladık. Nereye gidiyoruz acaba diye... Üstelik, kimse bizden para da istemedi. Neyse ki yarım saat sonra daha büyük bir şehrin içinde bulduk kendimizi. Otobüsten inerken sadece 3'er euro verdik. 5 euro'da taksi ile terminalden eski şehre gitmek için. O kadar...

Şehrin girişinde Türk bayrakları ile donatılmış motorun yanında bizim turdakilerin fotoğraf çekme yarışına tanık olduk. Buraya motor ile gelmek. Balkanları gezmek. Süper fikir...

Yine küçük bir şehir. Taş binalar, daracık sokaklar... Yarım saatlik bir yürüyüş yetiyor.Şehrin en köşesinde para ile girilen bir katedral var. Mutlaka ziyaret edin. Çünkü aşağıdaki manzarayı sadece görmenin tek yolu bu.

Benim için en ilginç olanı ise içindeki bu kütüphane. Kitapların neredeyse tamamı Türkler ile ilgili.


Budva tamam. Geri dönmek lazım ama nasıl. Otobüs ile vakit kaybetmek istemedğimiz için bir taksi ile 20 euroya anlaştık. Kotor'da yürürken gördüğümüz marketin önünde de indik.

Gemide verilen bilgi kağıtçığında buradan mutlaka şarap alınması gerektiği yazıyordu. Vranac, Pro Corde, Krstac, Cabetnet ve Chardonnay adlı yerel şarapların mutlaka alınması gerektiği yazıyordu.
Surların yanında daimi bir pazar yerinden yavaş yavaş geçtik. Balıklar, sebzeler, etler.. Herşey var ama en ilginç gelen bu kurutulmuş etler oldu.

Ve surların içi. Her yer cafeler, restoranlar, küçük hediyelikçiler ile doluydu.

Eğer yeterince zaman olsaydı. Bu 3.000 basamaklı yolu çıkardım. Gerçekten dinlene dinlene ama bu kadarmış. Ne yapalım.

1 comments:

esen dedi ki...

Ne güzel bir gezi.Sizi ilgiyle izliyorum tabi Bayramınızı da kutluyorum.

Yorum Gönder